24 Haziran 2017 Cumartesi

Balkonda ki ...

                     Sezai Karakoç  balkon için '' ölümün cesur körfezi'' der. Böylesine karamsar olmasını kültürümüzde ki cumba geleneğinin balkona dönüşmesini sevmemesine bağlarım. Yine de bir ev alırken bakacağım ilk seçenek güzel bir balkona sahip olmasıdır. Şükürler olsun ki büyük ve geniş balkonum var. Hem de ikinci kat olması çok güzel.
                      Dranas'ın ne güzel bir tasviri vardır balkonlara ait :
                                        Evimiz kutu gibi küçük bir evdi..
                                        Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi.
                      Nihayet balkonda oturma zamanı geldi bizim buralarda. Bahçem bol güneşli olduğundan her fırsatta masayı koyup oturuyoruz ama balkonum gölge her zaman. Yazın bu çok işe yarıyor, o sıcaklar da serin serin oturuyoruz. Havalar serin gittiğinden sezonu açamamıştım ama artık zamanı geldi. Çiçeklerimin saksı ve topraklarını değiştirdim. Balkon oturma setinin temizliği yapıldı, minderler çıkarıldı. Etrafa ıvır zıvırlarımı da astım, mumlarımı da koydum veee işte bu yıl da böyle ..
                 


                  Gittiğim her yerde evlerin balkonu var mı , şöyle güzel bir balkon görürmüyüm diye bakarım. Çiçeklerle süslenmiş, masa sandalye konmuş, etrafında insanların oturduğu çay kahve içilen, yaşayan balkonlar gördüğüm zaman çok mutlu olurum. Ama ardiyeye çevrilmiş, çanak antenler sıralanmış balkonları her gördüğüm de canım sıkılır. Gerçi bizde balkonlar mahrem kabul edilir, evin uzantısıdır, bazıları tüllerle tentelerle kapalıdır.  Kendi balkonumda da önümde ki çam ağacı bizi örter biraz da olsa. Belki o yüzden rahatım. Tüm günümüz burada geçer. Sabah kahvaltısı, akşam yemeği, ikindi çayı..
              İşte bayram da geldi, hadi bekliyorum balkonumda çaya :)

16 Haziran 2017 Cuma

Bir Cuma Yeniden

Yeniden  yaz gününde bir cuma ile bloguma geldim. Şu ramazanın nasıl ortası geldi bilmiyorum , zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Tüm gün oruçlu olunca yapılan faaliyetler , gezmeler de kısıtlandı tabi ki. Bu mübarek ayda zaten daha fazla şükür, ibadet, tesbih yapmak gerekli benim için. Bu güzel cuma da şükredecek dolu şey var her zaman ki gibi. En çok sağlığımız için, tüm aile birlikte olduğumuz için, kızım bir sınıfı da güzelce geçtiği için çok teşekkür ederim Allahıma..
Paylaşacaklarım bu hafta içinde olanlar değil daha uzun bir zaman dilimi içinde. Geçen haftalar da beni mutlu eden anlar. En başta sevgili Momentos bana büyük bir süpriz yaptı ve yazdığı şiir kitabını gönderdi. Zaman zaman elime alıp herhangi bir sayfayı açıp o gün çıkan şiiri okuyorum ev ahalisine. Öyle güzeller ki hepsi. Tekrar ona teşekkür ederim bu güzel hediyesi için..


Yürüyüş yaptığımız noktalardan biri de bu balıkçı barınağı. Kasabamızın biraz dışında olması ile uzun yürüyüşler yapıyoruz ya da bisikletle gidiyoruz bu renkli barınağa. Gökyüzü de böyle güzel olursa manzaramız çok güzel oluyor. 



                          Yolumuza harika bahçeler çıkıyor. Şükürler olsun ki cennet gibi bir yerde yaşıyorum denizi, yeşili, mavisiyle. Mevsim olarak zaten en güzel zaman. Tüm çiçekler , bitkiler coşmuş. Güllerin en güzel açtığı dönem. Tek eksik bülbüller. Çocukken balkonumuzdan bile dinlerdik seslerini. Özellikle sabahın erken saatlerinde. Ne yazık ki uzun yıllardan beri yoklar..




Deniz kenarından evime döndüğümde şükürler olsun ki bahçem de soluklanıyorum. Her çiçekle ayrı ilgileniyorum. Zambakların açma zamanı ya..Bu zambaklar ananemden yadigar bana. Teneke saksılarda yetiştirirdi, bana da bir kaç soğan vermişti. Şimdi her bahar çıkıyorlar ve ananemi anmamı sağlıyorlar.


Taşlar vazgeçilmezlerimden. Boyalı olsun olmasın bahçenin her yerindeler. Nereye gitsem taş getiriyorum, hatta arkadaşlar bile bildiklerinden benim için taş topluyorlar Türkiyenin her yerinden..


Bahçemde ki tek kiraz ağacından öyle güzel kiraz topluyorum ki şu sıralar. 


Şükürler olsun ki evime giden yolum , mahallem, sokağım böyle ...


Ve son olarak yaptığım bir işi göstermek istiyorum. Hatıralara çok önem veririm ve evimde hep yaşatmak isterim. Kayınvalidem üzerinde ipleriyle irili ufaklı bitmemiş danteller  vermişti geçen yıl. Belki sen devam edersin demişti. Bunları başlayıp bırakmış. Ama ben dantel yapmayı bilmiyorum. Elimde ki dantelleri bir kumaşa montajlama fikri oluştu. Ve çeyiz işleri yapan birine bunu yaptırdım, işte sonuç.. Ben çok beğendim..


Herkese iyi ramazanlar, mutlu haftasonları..


5 Haziran 2017 Pazartesi

Bunu Biliyor musunuz ?

                        

                               Natalia Nikolaevna Zakharenko  asıl ismi olan ve Asi Gençlik'ten Batı Yakasının Hikayesi'ne efsane filmlerle sinema tarihine geçen Natalie Wood, günün birinde bir yat gezisinde öleceğini bilmeden bir sandalda oturduğu şu fotoğrafa bakın.




Natalie Wood. Robert Wagner'la evliyken bir yat gezisi sırasında tekneden düşer ve boğularak ölür. Teknedeki bir diğer isim Christopher Walken'dır. Bir aşk üçgeni ve ksıkançlık hikayesi gelir yerleşir zihinlere ama çözülemez gizem. Sonuçta yaşamı boyunca karanlık sulardan ve boğulmaktan korkan Natalie Wood, 43 yaşında hayata veda eder.

Tasarım:Sawako Kuronuma