19 Ekim 2017 Perşembe

Norveç'te Bir Köy; AURLAND

Norveç seyahatini planlarken şöyle sakin bir köyünde koşturmadan iki gün geçirmeyi hayal etmiştim. Bunun için Flam'a çok yakın olan Aurland köyününü seçtik. İyi ki de böyle yapmışız . Harika bir doğanın ortasında 400 kişiyi geçmeyen nüfusuyla Aurland gezimizin en güzel durağıydı. Buraya zaten Bergen üzerinden geldiğimiz fiyort turu sayesinde ulaştık. Bergen'de başlayan tur Flam'da bitiyor. Aurland Flam'dan önceki durak. Flam'da da buraya yapılan küçük turlarda var.


                             Gemiden iner inmez köyün içlerine doğru yürüyerek otelimizi aradık. Zaten küçük olan bu köyde hemen bulduk. İki gece kaldığımız otelimiz şu fotoğraftaki. Temiz ve rahat odaları, güzel bir kahvaltısı var.


                                      Sonra da hemen dışarı çıkarak etrafı gezdik. Uzun uzun yürüyüş yaparak gerçekten sessizliği burada yaşadık. Bizi hayretler içinde bırakan manzarası her an karşımızdaydı.


                       Flam'a göre daha güzel ve daha çok ev var. Bir köyde böylesine temiz ve güzel evler nasıl olur diye şaşıp kalıyorsunuz. Sonuçta bu ailelerde hayvancılıkla uğraşıyor, çiftçiler. Bir de bizim köylerin halini düşününce nasıl oluyor demeden duramıyorsunuz.


Köyde bir market, bir banka, bir kilise, bir berber, bir de restoran var. Ben köy diyorum buraya ama belki de kasabadır. Yemek için restorana gidebilirsiniz ama biz marketten birçok yiyecek aldık. Sıcak stand ve mezeler vardı, restorana gitmeye gerek kalmadı.


                              Aurland ve Flåm dolaylarındaysanız mutlaka Stegastein Seyir Terası’na çıkmalısınız. Buraya gitmek için otobüsler kalkıyor ama biz yürümeyi seçtik tepeye. Belli bir mesafe yürüdükten sonra 3 kişi otostop çektik. Bir çift bizi alıp tepedeki seyir noktasına götürdü.
       


                                 Tepeye çıkana kadar her noktada dinlenmiştik. Özellikle dönüşü yürüyerek yaptık çünkü arabayla bir çok şeyi kaçırıyorsunuz. Hava kapalı  olmasına rağmen yağışsızdı. Bu da bizim için avantaj oldu. Kolaylıkla yaptığımız bir yürüyüş oldu.


                  Aurland’dan Lærdal’a giden bu yola “the snow road” da deniyor ve kışın büyük bölümünde trafiğe kapalıymış.  Stegastein 650 metre yükseklikte yer alıyor ve tüm fiyort manzarasına hakim. Ön korkuluğu da camdan yapmışlar. Buradan fiyortlara bakmak inanılmaz.





   
                                 Tepede istediğimiz kadar zaman geçirerek yürüyerek aşağıya indik. Yolda çiftlik hayvanlarına çok rastladık, kendimizi çok farklı bir dünya da hissettik. 


                             Köye döndüğümüzde tekrar evler arasında dolaştık.



Küçük kilisesini gezdik.


Sahilde ki banklarda oturduk.





                              Burada kalışımızın ikinci günü de Flam'a otostop çekerek gittik ve orada gezdik. Sonra dönüşte de yürüyerek Aurland'a geldik. Gemiyle olduğu gibi belli saatlerde Flam'a otobüs var. Ama biz dönüşü yürümeye karar vermiştik. Flam Aurland arası 9 km.



                               Vee  son gün. Artık buradan da ayrılıyoruz. Eşyalarımızı toplayarak Bizi Flam'a götürecek otobüsü bekliyoruz. Flam'da kalmayıp burada ki meşhur Flamsbana trenine bineceğiz. Oradan da Oslo'ya döneceğiz. 


13 Ekim 2017 Cuma

FİYORT GEZİSİ

Norveç seyahatimizi planlarken Bergen de iki gece kalıp Flam bölgesine geçmeyi hatta orada mümkünse bir köy hayatı yaşamayı hedefliyorduk. Sonunda Flam da değil de ondan bir önce ki durak olan Aurland de kalmaya karar verdik. İyi ki de böyle yapmışız çünkü Flam da kalsaydık harika olan bu köyü tam yaşayamamış olacaktk. Flam hem çok kalabalık hem de bir tür geçiş yeri.
Bu yüzden Fiyord turu alırken en uzun yollardan biri olan Flam'a giden bir tur satın aldık. Tabi bunu da aylarca önceden yaptık yoksa son dakika alsaydık arada önemli bir fark oluyor. Bergen'den aldığımız fiyort turu 3 kişi 1300 nok tuttu.


Bergen'de limanın bitiş noktasında, civardaki çeşitli adalara ulaşımı sağlayan feribotların kalktığı iskele var. Yöresel fiyortlar, Bergen Liman bölgesi, Sognefjord ve karşı adalara giden turlar tüm yaz var .  Ama kışın bazıları olmuyormuş.


Arkamızda Bergen'i bırakarak yola çıktık. Hava yaz olmasına rağmen yağışlı ve soğuktu. Ama teknenin içi sıcacıktı. Buradan kahvemizi ve tatlılarımızı alarak yola koyulduk. 


Yavaş yavaş karanın içine denizin  girdiği fiyorta doğru ilerledik ve manzaranın keyfini çıkarmaya başladık..Fyordlar, bir kaç vadide kurulmuş yerleşim yerleri dışında yaklaşık 1800 metre yüksekliğinde dağlarla çevrilmiş şahane bir doğa parçası.


                              National Geographic Traveler Magazin, Norveç fyordlarını  UNESCO  Dünya Miras listesinde en iyi korunmuş yer olarak oylamış. Lonely Planet ise yaşam boyu yapılacak 8 yolculuktan birisi olarak seçmiş fyord turunu.



Kıyı da gördüğümüz evlerin dış cepheleri genelde kırmızı.
İskandinavya’nın genelinde en çok kullanılan dış cephe rengi. Falun kırmızısı diyorlar bu renge. Ahşap ev ve ambarları bu renge boyuyorlar. İsveç Dalarna’daki Falun bakır madenlerinden çıkmış bu renk. Ahşabı çok iyi koruduğu için 16. yüzyılldan bugüne popularitesini korumuş falun kırmızısı.




                              Hayatımızda unutumayacağımız bir tekne gezisi yaparak daha sonra ki günler konaklayacağımız küçük bir köy olan Aurland'e geldik. Teknede ki yolcuların çoğunluğu bir sonra ki durak olan Flam da iniyor. Biz Aurland limanında inip seyahatimize buradan devam ettik.

7 Ekim 2017 Cumartesi

Adım Adım Norveç; BERGEN


Norveç seyahatimizin 4. gününde Stavanger'den Bergen'e gitme planımız vardı. Bunun için deniz yolunu planlamıştık. Bergen' e  büyük bir gemiyle 5,5 saat süren yolculukla gittik. Bileti Fjordline.com dan aylar önceden almıştık. Çünkü bu şekilde daha uygun oluyor. Son dakika alınan herşey oldukça yüksek. 3 kişi 620 nok verdik. Gemi Stavanger'in şehir dışında ki limanından kalkıyor. Gemiye binmek için sabah kalkış saati 6 dan bir saat önce orada olmak zorunluluğu vardı.
Büyük bir gemi de yine muhteşem görüntülerle Bergen'e doğru ilerlemeye başladık. 



                                Gemi çok büyük ve konforlu. Nedense internet her yerde olmasına rağmen burada yoktu. Yine de yemek yeme salonları, barları, yataklı kabinleri, kafeleri ile harika bir yolculuk geçirdik. 



                             Hava müsait oldukça geminin güvertesine çıkıp manzarayı izledik.


                            Bergen'e varınca limandan yürüyerek şehir merkezini aradık. Kolayca otelimizi bulduk. P-Hotels Bergen de kaldık ama şunu söyleyeyim bu şehir de nedense hemen oteller doluyor. Fiyatlarda oldukça yüksek. Otelin tek dezavantajı sabah kahvaltısında bir meyve suyu ve sandviç vermesi. 


                Bergen, 1100 yılında Almanların kurduğu Bryggen ticaret bölgesinin etkisi ile bugün hala mimari olarak diğer Norveç şehirlerinden farklı bir tarza sahip. Ayrıca Bergen,  Oslo‘dan sonra 277,600 olan nüfusu ile Norveç‘in en kalabalık şehri ..



Şehri keşfe çıktığınızda çeşitli parklarla da karşılaşıyorsunuz. Biz yazın gittiğimizden hava harikaydı , parklar yemyeşildi. İnsanlar sakin sakin çocuklarıyla vakit geçiriyorlardı. Bu parklarda da uzun zaman geçirdik.



Kendisine salıncak bulan kızım -my love-


                                  Şehrin birçok yerinde karşınıza çıkan graffitiler..


Şehrin ortasında bulunan yapay göl ve park yine insanların vakit geçirdikleri yerlerden biri..



Bergen, 12. yy.dan itibaren büyük bir liman kenti olmuş. Bunun nedeni de 12. yy.dan itibaren Alman tüccarların Londra, Bergen gibi kuzey limanlarını etkileri altına almak için kurdukları Hansa Birliği olmuş.  Alman tüccarların şehre hakim olduğu dönemde yaptırdıkları bu binalar ( Hansa Birliği'nin ahşap evleri)  18. yy.a kadar balık ticaretinin merkezi olmuş. Şimdi ise,bu evlerin giriş katlarında hediyelik eşya dükkanları ya da cafeler var. Hansa evlerinin arasından girildiğinde çiçeklerle renklendirilmiş, ahşap binaların olduğu dar sokaklara çıkıyorsunuz.


Bu evlerin ön bölümünde oturup bir kahve içmek harika.


Vetrlidsallm Sokağı’nın yukarısında bulunan  ‘’Floibanen‘’ fünikülerine  binerek  Floyen Tepesi’ne çıkıyorsunuz. Feniküler için yalnızca çıkış kullandık bu da 3 kişi 220 nok tuttu. Müthiş bir manzara sizi karşılıyor. Bergen Liman bölgesi, karşıda adalar, Norveç DeniziBergen’in çift girintili sahili, şehir dokusu, içlere doğru döndükçe küçük göl ve daha arkalara girmiş deniz panoramik olarak kendini sunuyor.



Burada bol bol fotoğraf çekip gezebiliyorsunuz, biz biraz da oturup piknik yapmıştık. Sonra yürüyerek orman içinden şehre indik. Yalnızca gidiş bileti almakla iyi yapmışız çünkü dönüş çok kolaydı.



Eğer Norveç‘e gelmişken bir balık yiyelim derseniz balık pazarında 70-150 NOK  arasında değişen fiyatlar ile fish&chips gibi balık ürünleri bulabiliyorsunuz. Restoranda yerel balıklardan ya da balina yemek isterseniz de fiyatlar 150-200 NOK arasında değişiyor. Ayrıca Norveç seyahatiniz süresince farklı lezzetler denemek isterseniz geyik eti de restoranların menülerinin popüler parçalarından birisi.


Radhus ( Belediye Binası ) ‘a kadar olan bölgedeki küçük sokaklar, dükkanlar ile dolu ama asıl Torget Caddesinin devamındaki Torgglimenningen yaya caddesi ana alışveriş merkezi. Bu caddeye dik açılan sokaklarda da çeşit çeşit mağazalar, çok şık elbiselerin bulunduğu butikler, restoranlar, kafeler bulunan hareketli ve canlı bir bölge.




                              Otelimiz çok merkezi bir yerde olması avantajımızdı. Akşam üzeri otelden görünüş..


                       Bergen de 2 gece kalıp şehriuzun uzun gezerek Norveç seyahatimizin 6. gününü de tamamlamış olduk. Ertesi gün uzun fiyort gezisi yapacaktık. Bu gezi ayrıntıları da diğer bir yazı konusu..

Tasarım:Sawako Kuronuma