5 Ağustos 2012 Pazar

KOS ADASI

                           ''  Kos'a   iki  türlü   gidilir  :   Gemiyle  ya da  deveyle.  Karadan  gelene   başka  ,  denizden  gelene  başka  görünür  kent.  Gökdelen  tepelerin,  radar  antenlerinin  ,  rüzgarda  beyaz, kırmızı,  dalga  dalga  rüzgargüllerinin   ,  kurum  kusan  bacalarının,  yaylanın  göğe  değdiği  çizgiden  fırlayışını  gören  deveci,  bir  gemiyi  düşünür  ;    bir  kenttir  bu...''

                            Calvino   Görünmez   Kentler    adlı   kitabın  68.  sayfasında   böyle   der.  Ama  anlattığı  Kos  değildir.   Hayali  kentlerinden  biridir  ama  ben  böyle  değiştirmek istedim..
                           Bu  tatilimizi  Bodrumda   geçirirken  Kos  adasının  yakınlığı  bizde  neden  gitmiyoruz  fikrini  oluşturdu.  Biz  de  küçük  bir  araştırmayla  gitmeye  karar verdik.  Zaten  Bodrum  Marina'dan  biletler  alınıyor.  Biz de  vize işlemi  sorun  olmadığından  (   bu  sene kızıma, eşime aldığımız  yeşil  pasaport sayesinde  )    çok  kolay ve  hesaplıydı.  Kos  Adasına  üç  kişi  gidiş  dönüş  50  euro..Ama  bu  fiyat  eğer  adada  kalırsan  başka,  günübirlikçiysen başka...
                             Yaklaşık  bir saat  süren  yolculuktan  sonra  adadasınız.  Feribotta kantini  işleten  bayan neler  yapabileceğiniz, nerede kalacağınız  hakkında   yardım  etti.  Kalacak  otel  için  ondan  aldığımız yardımla çıktık  adaya..Nereye  gideceğim,  ne  yapacağım  diye  korkmayın,  bizim gibi  çatpat ingilizceniz olsun  yeter.  Aldığımız  otel  yürüyerek  15  dakikalık sahile  yakın  bi yerdeydi. Gidene  kadar heryere  fiyat sorduk.  Bizim için en ucuz  ama temiz biryer önemliydi. Aldığımız fiyatlar üç  kişi 40 -45 euro  civarı, oda kahvaltı tabi ki..




Yol üstünde  böyle  mangalda  mısırcılarla  karşılaşacaksınız.  Közledikten  sonra  üzerine  tereyağ  sürüyorlar.  veee   çok  güzel  bir  tat  ortaya  çıkyor.  Her gece  kızımla  aldık..
Nerede   kalmıştık ?    İşte,  elimizde  bayanın  verdiği adres  ,  sahabi  Türk olan  otele  gittik.  O zamana  kadar  fiyatlarıda  almıştık zaten.  Gittiğimiz  otel sahibi  yıllardır  eşiyle  orada yaşayan,aksanı yunanca  olan  bir  Türktü.. Gelenlerde  çoğunluk  Türktü.  Fiyatı  sorunca  üçümüze  85  euro  deyince  çantaları  toplayıp  gitmeye  karar verdik.  Her yerden  farklı  fiyatlar  almıştık  ama buraya da  Türk oteli , yardımı olur  diye  gelmiştik.  Sonunda  uzun  pazarlıklar  sonucu 60 euroya  indi.  Aslında  hava bu  kadar  sıcak olup yanımızda  çocuk  olmasa  ayrılırdık  ama neyse dedik ...Eşyalarımızı  odaya  koyar  koymaz  yakındaki  plaja  attık Kendimizi...
Şehir  içinde ki  plajı,  Bodrum'un  içinden denize girilmesi  şeklinde   düşünebilirsiniz. Çok  kalabalık  ve  çokta  temiz  değil.  




Akşam  üstü  ada  merkezini  keşfe   çıktık.  Feribottan  iner  inmez  sizi  tıpkı  Bodrum'daki   gibi  bir  kale  karşılıyor.  Kale   14. yy.  da St. John  şövalyeleri  tarafından  inşaa  edilmiş. Osmanlılar  tarafından  1522  de  fethedilmiş..





 

                            İşte bu  gördğünüz  ağaçta,  Hipokrat  Ağacı.. Tıp  biliminin  babası  sayılan  Hippokrat'ın  öğrencilerine   ders  verdiği  söylencesiyle  ünlenmiştir.  Pelin' de  uğurundan yararlanır  inşallah :)





Liman  ve  Antik  Agora...  Hellenistik  Çağdan,   Orta  çağa  uzanan  bir periyottan  izler taşıyan Kos'taki  en  büyük  antik  sitelerden  biri....








Akşama  herkesin  doldurduğu,  yunan  müziklerinin  duyulduğu   restoranlar.  Bodrum  çarşısı  gibi  ara sokaklarda  hediyelik  dükkanlar...






Ertesi   Gün  adanın  bir  plajına,  Tigaki  Plajına   gittik.  Mükemmel  bembeyaz  bir  kumu  var.  Ama  öyle  bir  rüzgar  var ki ,  sağır  oluyorduk.  Rüzgarı da  sevdiğim  için  tam  gün  burada  kaldık. Tabi  deniz de oldukça   dalgalıydı.  Kos  merkeze  12  km uzaklıkta  olan  bu  köye  3 euroya  gidiliyor.



  


Ertesi  gün  farklı  bir  plaja   gidelim  dedik.  8   km   uzaklıktaki   Therma'ya   gittik.   Oldukça  virajlı  yollardan  ,  dağ- tepe  demeden  gidilen  bu  denizin  özelliği   ,   bir  yerinin sıcaklığı  50  dereceye  kadar  çıkıyormuş.  Şifalı   sular  ve  kayalar   olarak  bilinen  bu yer de  herkes  suya  girip  dinleniyordu.  İki   metre   uzaklığındaki  plajda  da   günü   geçirdik.  Kayaların  altında ki  plaj ,  sessiz   ve  suyu da  buz  gibiydi...




İnsanların  oturduğu,  denize  girdiği  bu  termal  yere  buble  beach  deniyormuş..








Buradan  ayrılıp  tekrar  Kos  merkeze   gitmek  için  uzunca , dik  bir  yol  yürüdük.  Kızım  Kos  adasından   Bodrum'a   bakıyor...





İşte  Kosta   geçen  3  gün den  sonra  Bodruma  dönüş... Anlatacak  çok şey  var  ama  gidin  görün derim.  Yalnız  günübirlik  bir  gezi  olmaz  bence.   Tam  gezemeden  ,  bir  çok  yerini  göremeden   dönersiniz...





Uzaktan   görülen  Bodrum    Kalemiz....Benim   makine tarihlerini dikkate   almayın,  bu  yaz  gittik  kos  adasına  :)

                                      

10 yorum:

  1. Yıllar önce eşimle birlikte gitmiştik. Bodrum'dan günübirlik gitmiştik. Bize yetmişti bir gün gezmek. Sahilde tren turu vardı, ona katılmıştık. Sonra plajdan denize girmiştik. Pis değildi o zaman. Keyifli bir gün geçirmiştik.
    Bana o güzel günü hatırlattın Buket :) Teşekkürler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet didem, o tren turu yine var. güzel gerçekten. tek bir gün şehir merkezinde gezebiliyorsun. koyları ve köyleri de görülmeye değer...

      Sil
  2. çok özendim çok güzel :) kaydediyorum defterime hepsine bir bir gideceğim, bu arada bir anda karar verip uygulamanızada bayıldım benim eşimi 1yıl öncesinden ikna etmem gerekiyor :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öff bu zaten çoğu erkeğin ortak özelliği. kimisi gidip otel odasından çıkmıyormuş. bu yönden şanslıyım :))

      Sil
  3. bu aklımda olsun.
    ya hep aklımda gitmek.
    dönerim bu yazıya bakarım.
    calvinooo.
    :)
    pavese severim bi deee.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pavese .. tezer özlü'nün en sevdiği ve italya da izini sürdüğü yazar.. ikisi de çok kıymetli..

      Sil
  4. Buket, ne vakit ada ile ilgili bir yazı görsem, Sait Faik aklıma düşer. Gitmediğim, görmediğim adaları Sait Faik sayesinde severim.

    Sait Faik’in Kınalıada’da Bir Ev adlı öyküsünü bilir misin? Her gün bindiği vapurda rastgeldiği, hep Kınalıada’da inen bir kızı anlatır. Öykü boyunca çok merak ettiği halde kızın yanına gitmez. Tanışmaz. Sadece kızın hayatını hayal eder. Acaba nasıl bir evi vardır? Nasıl ailesi vardır? Odası nasıldır? Nasıl yemek yer? Kitap okur mu? Ve filan ve falan… Tüm bu meraklarını kendi varsayımlarıyla şekillendirir. Nefis bir öyküdür.

    Şimdi sen Kos Adası’yla ilgili nefis fotoğraflar eklemiş ve yazı yazmışsın ya… Şahane olmuş sahiden. Bayıldım. Ama Sait Faik öyküleri var ya hafızamda… Acaba bu adadaki insanlar nasıl yaşarlar merak ederim şimdi:) Acaba ada bir çocuk nasıl büyütülür? Pelin’le aynı yaşta, Kos Adasın’da doğup büyüyen bir kız çocuğunun oyunları nelerdir? Annesiyle el ele gezerler mi? Annesi Hipokrat ağacının uğuruna inanır mı? Kızının doktor olmasını ister mi? Ana kız birlikte kitap okurlar mı acaba sizin gibi? Topladıkları taşları boyarlar mı?

    Du bi.. Önce Kos Adası’ndaki insanları hayal edeyim. Olur mu olur… Bakarsın yakın zamanda gidiveririm:))

    Sağolasın. Hoş yazılarının ve elbette gezilerinin devamını dilerim.

    YanıtlaSil
  5. ah gelmiş yorumun hayal kahvem,
    dün gece bakamadım hiç. evde misafirler vardı. bugün baktığımda yoktu. neyse gelmiş:)
    ada deyince çoğumuzun aklına bizim adalar gelir herhalde. şundan 7-8 sene öncesine kadar burnumuzun dibindeki adaları hiç görmemiştim. sonra gidince de , her sene gitmeden duramıyorum. hatta aklımda şöyle erken sonbaharda gidip kalmak var.
    Sait Faik'in o öyküsünü bilmem mi? bak sait faik Kınalıada’da bir ev” yazısında şöyle diyormuş:

    ”…İşte bu merak yüzünden hikayeci geçinirim. Hikayelerimi beğenmezler üzülürüm. Beğenirler, kızarım. Kendim beğenirim, budalalaşırım. Beğenmem, canım yemek istemez. Kınalıada’ya gelince…İşte onu pek merak eder, bir türlü inemem, bu gidişle inemeyeceğim de…”

    YanıtlaSil
  6. otelin adı neydi acaba öğrenebilir miyim?

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma