15 Şubat 2018 Perşembe

Abu Dhabi Louvre Müzesi

Abu Dhabi'de bizi bir süpriz karşıladı. Bu yıl Paris'te ki Louvre müzesi buraya gelmiş. Zenginlik işte , ayaklarına Louvre müzesinin minisini getirmişler. Şansımıza birkaç ay önce açılan bu müzeyi doya doya gezdim. Açılışına Fransa cumhurbaşkanı Macron katılmış. Müzenin gericiliğe karşı mücadele simge olduğuna değinen Macron, “Bizim için kültürü, eğitimi ve güzelliği desteklemekten daha acil bir şey yok” demiş. 2007 yılında Fransa ile yapılan anlaşma sonucu başlatılmış. 2012'de yapılması beklenen resmi açılış, petrol fiyatlarındaki düşüş ve küresel kriz gibi nedenlerle ertelenmiş.


                                         Müze, çöl güneşini içeri alacak şekilde tasarlandı. En dikkat çeken özelliği, kafes şeklindeki kubbesi.


Müze Fransız mimar Jean Nouvel'in eseri. Tasarımda Medine'den ilham alındı ve  55 oda ve 23 sabit sergi alanından oluşuyor . Kubbe ziyaretçileri kavurucu sıcaktan korurken, doğal ışığın da içeri sızmasını sağlıyor.



Müzeye giriş ücreti 60 tl ödedim. Ailece girdiğinizde indirim var. 


Fransa ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yapılan anlaşmaya göre Abu Dhabi'de ki müze "Louvre" ismini kullanmak için 30 yıl boyunca Louvre Paris'e 525 milyon dolar ödeme yapacak. Ayrıca Fransa'dan gelecek olan ödünç eserlerin güvenliği için de ek olarak 750 milyon dolarlık bir ödeme gerçekleştirilecek.


Müze de Van Gogh, Monet, Leonard0  Da Vinci, Matisse gibi birçok ressamın tablosu var.


Rodin'in Heykelleri..


 Bir oda tamamıyla Rodin'in heykellerine ayrılmıştı.




Ai Weiwei  İstanbul'da göremedim ama burada görmek kısmet oldu. Fountain of Light..


                                     Osman Hamdi Bey'den Young Emir Studying..


Miro'nun yağlıboya tablosu, Van Gogh'un otoportresi ,Manet'in Bohem tablosu, flüt çalan tablosu, bizden İznik çinileri, halılar, Çatalhöyük'ten seramikler bu müzede sergilenenler..


Müze hafta ortası olmasına rağmen çok kalabalıktı. Her ülkeden insan vardı. Bu çocukları görünce dayanamadım , bana poz vermelerini istedim. 









13 Şubat 2018 Salı

Abu Dhabi Seyahatimiz (2)



Abu Dhabi tatilimizde üç gece de bu otel de  kaldık. Bu ülkeye geliş nedenimiz deniz tatili yapmaktı asıl. Bu otelde de bunu karşıladık. Güne güzel bir kahvaltı ile başlayarak mayolarımızı giyip hemen ya deniz ya da havuz kenarına gidiyorduk. Otel fazla kalabalık olmadığından çok huzurlu saatler geçirdik. Hava sıcaklığı da şansımıza çok iyiydi. Son gün gerçi serin rüzgarlar esti ama biz yine de denizden vazgeçmedik.


Dinlenmenin en güzel yollarından biri kahveni huzur içinde içmek şu dünyada..


Otelin bir çok koyu ve havuzu vardı. Palmiyeler ve içinde öten kuşlar eşliğinde yılın yorgunluğunu attık.


Öğleden sonraları gezmelerimize devam ettik tabi ki. Abu Dhabi'nin görülmesi gereken yerlerin başında gelen  Şeyh Zayed Cami  geliyor.



2007 yılında halka açılan Şeyh Zayed Camii, ziyaretçilerine yalnızca İslam kültürünü sergilemek için değil ayrıca diğer dinlerle karşılıklı etkileşimi desteklemek amacıyla inşa edilmiş.
Şeyh Zayed Camii'de kullanılan bir çok malzeme Türkiye, Yeni Zelanda, Almanya gibi Dünya'nın birçok farklı ülkesinden getirilmiş.


Şeyh Zayed bin Sultan Al Nahyan, Arap Çölleri'nde yaşayan Bedevi Kavimleri arasında barış görüşmelerini sağlayan kişi olarak biliniyor. 1966'da Abu Dabi kurucu başkanı olan Şeyh Zayed 1971 yılında Dubai Emirliği ile bir federasyon kurarak bugünkü Birleşik Arap Emirlikleri'ni kurdu. Şeyh Zayed, Abu Dabi'de bulunan petrol rezervlerinin gelirini gökdelen yapmak, altyapıyı geliştirmek ve 1996 yılında inşasına başlanılan Şeyh Zayed Camii gibi eserleri kazandırmak için harcadı. Şeyh Zayed'in cenazesi camiinin kuzey kısmında yer alan bu mozolenin altına gömülmüş.


Giriş kapısı ana ibadet yerine açılıyor. Ana ibadet yeri kadınlar ve erkekler için 2 ayrı alana ayrılmış. Cami  10.000 kişi kapasiteli. Ana ibadet yeri 96 kolonla desteklenmiş. Her bir kolon Makedonya mermeri ve değerli taşlarla kaplanmış.
Şeyh Zayed Camii'de bulunan 7 kandilden en büyüğü ana ibadet yerinin merkezinde bulunandır.Bu kandil hurma ağacı motifleriyle tasarlanmış. Kandil paslanmaz çelik ve pirinçten yapılmış ve 40 kilogram ağırlığında 24 ayar altınla kaplanmış.
Allah yazısı Şeyh Zayed Camii'nin kıbleye bakan duvarında yer alıyor. Bu duvarda Allah'ın 99 ismi Arapça kaligrafi ile yazılmış. 


                              Gezilecek yerlerin başında Emirates Palace geliyor. Çölün içinde harika bir bahçe ve turistler tarafından gezilen saray otel buradaki bir çok yapı gibi muhteşem.


                    Bu otelin hemen yanında Birleşik Arap Emirlikleri Başkanlık Sarayı ( UAE Presidential Palace ) bulunuyor. Hemen bu noktadaki bir diğer önemli yapı Etihad Kuleleri. Toplamda beş kardeş gökdelenden oluşan bu yapılar 2012 yılında tamamlanmış ve şehrin silüetini oluşturan en zarif parçalar.


Abu Dhabi 'ye gelip denenecekler listesinde Emirates Palaces içinde ki kafede  24 ayar altın tozu serpilmiş kahveden içmek geliyor. Bir fincan kahve 75 tl bu arada , içip içmemek size kalmış. Biraz  daha ucuz olan deve şekilli kahve 65 tl. Aynı zamanda altın soslu dondurma da turistlerin gözdesi.


                      Etihad Towers bir arada bulunan kuleler. Turistlik fotoğraf çekim yerlerinden biri. Özellikle binanın 74. katına çıkıp manzarayı çekmek isterseniz adam başı 95tl ödemeniz gerekiyor. Burada ki otel çok lüks.  Basra Körfezi'nin ve Korniş'in manzaralarını sunan bu modern otel, Abu Dabi'deki 5 kuleli simgesel kompleksin bir parçası. 


Böyle lüks yerlerden sonra biz yemek yemek için büyük marketleri seçtik. Özellikle Carrefoursa ve LuLu Süpermarkete gittik. Çünkü bu marketlerde yiyecek okadar çok çeşit buluyorsunuz ki başka yere gitmeye gerek yok. Dünya mutfakları bu marketlerdeydi. Bizimkiler genelde pizza yediler, mesela bu boy pizza 20 tl.


Üzerine birde yorgunluk kahvesi olmadan olmaz.


Şehri farklı noktalardan kuşbakışı görmek isterseniz otellerin en üst katında ki kafelere gitmelisiniz. Ya da Marina Mall da ki Marina Eye da ki kafede oturmalısınız. Gidip gezilen yerlerden biri de Yas island. Burada ki Ferrari World araba severlerin hizmetinde. 


Fazla tarihi ve kültürel yeri olmasa da kış zamanı farklı bir hava yaşamak isterseniz seçebileceğiniz şehirlerden biri Abu Dhabi..

5 Şubat 2018 Pazartesi

Abu Dhabi Seyahatimiz (1)


Sömestr tatilini sıcak bir yerde geçirelim deyip benimde en uzun uçuş  yapabileceğim yerlerden biri olan Abu Dhabi'ye gittik. Daha önce Dubai ve Doha'ya gittiğimizden görmediğimiz Abu Dhabi'yi seçtik. Normalde Dubai'ye gelenler günübirlik turlarla bu şehre geliyorlar. Ama bizim her zaman ki amacımız bir yere gidip her köşesini gezmek, o şehri yaşamak.
Pegasus ile neredeyse dört buçuk saat uçuş ile havaalanına geldik. Çıkışta bulunan A1 numaralı otobüs ile 45 dakika da şehre gidiyorsunuz. Otobüslerde sonradan da doldurulan kullanılan kartlar kullanılıyor. Neredeyse 4 liraya bir gidiş. Şehirde otelinizin olduğu caddeden geçip geçmediğini iyi bilmeniz gerekir. Bizim otel Al Wahda şehirlerarası otobüs terminaline yakındı ve bu otobüs buradan geçiyordu. Bulmamız kolay oldu. Seyahatimiz bir haftalıktı ve iki ayrı otelde kaldık. İlki bütçesi de uygun olan, her yere kolayca ulaşımı olan Centro Al Manhal di.


Otelden memnun kaldık, tam önünden kalkan otobüslerle her yere gidiyordunuz. Tam arkasında bulunan Al Wahda Mall oldukça büyük ve tüm ihtiyaçlarımızı buradan karşıladık. Yemek için restoranlarda yüksek bedel vermenize gerek yok. Özellikle büyük marketlerde her ülkenin mutfağı var ve buradan oldukça ucuza çeşit çeşit yemekler alabilirsiniz. 


                     Abu Dhabi arapça Ceylan Toprakları anlamına geliyormuş.Birleşik Arap Emirliklerinin başkenti ve Dubai'den sonra nüfusun en çok olduğu şehir. Deniz kenarı şehrin en hareketli olduğu yer ve Corniche denilen yer. Bizim otel buraya 5 km uzaklıkta olduğu için otobüsle gittik. Bilet 2 lira . Otobüste herkes bilet basıp geçiyor, biletsiz de binerim demeyin devamlı kontroller oluyor. 


Bizim otele de yakın olan Al Wahda Terminalinden diğer şehirlere özellikle Dubai'ye otobüsler kalkıyor her saat. 2 saat gibi bir yolculukla gidebilirsiniz. Ama gözünüzde büyümesin, biz şehir içinde otobüsle bir yerden bir yere gitmek için 1,5 saat geçirdiğimizi biliyorum.


Ziyaret ettiğimiz noktalardan ilki Abu Dhabi Louvre Müzesi oldu. Paris'te milyonlarca ziyaretçinin akın ettiği Louvre müzesinden de 300 eser kiralanmış. Louvre Abu Dhabi  projesi, 2007 yılında Fransa ile yapılan anlaşma sonucu başlatılmış. Çok güzel bir müzeydi, onu ayrıca başka bir yazıda anlatacağım.


                             Marina Mall yazan 32 numara otobüsler ile sahile gelip bu bölgede uzun uzun yürüdük. Çünkü Corniche oldukça uzun bir sahil şeridi. Marina Mall oldukça büyük alışveriş merkezi. Zaten şehir de bir çok avm bulunuyor. Yas Mall, Abu Dhabi Mall, Khaliyad Mall, The Galleria bunların başlıları. İçinde her markayı buluyorsunuz. Araplar dünyayı ayaklarına getirmiş.




                Biz gittiğimizde hava çok güzeldi. 24- 27 derece arasında değişti. Bu yüzden çok rahat gezdik , hiç bunalmadık. Sahilde oturduk, denize ayaklarımızı sokup deniz kabuğu topladık, sonra bir avm ye girip birşeyler içtik. Etraf fazla kalabalık olmadığından hiç sıkılmadık. 




                          Gezilecek yerlerden biri de Marina Mall dan sahile doğru inince Heritage Village.  Burada arapların eskiden günümüze yaşantısı, yöresel kıyafetler, silahlar, tarım örneklerini içeren küçük bir müze var. Yöresel eşyaların satıldığı minik dükkanlar, bir restoran ve bahçe var.


                               Gezilerimiz sırasında kahve molası da verdik. Bir fincan kapuçino 20-25 tl. Burada denenmesi gereken bir tatlı da Bun denen bademden yapılan küçük tatlı ekmekler. Pappa Roti kafelerde bulabilirsiniz. Hatta bir bayisi İstanbul Marmara Forumda varmış.


Heritage Village alt tarafı tam deniz kıyısı. İnsanların bol bol fotoğraf çektikleri noktalardan biri.



 1761, kentin kuruluş tarihi olarak kabul edilebilir.  Tatlı su kaynakları keşfedilmiş ve Bani Yas kabilesi insanlar etrafında koruyucu bir kale oluşturmuş. İlkbaharda giderek daha çok insan ilgisini çekmiş ve etrafında küçük bir köy oluşmuş.  Yıllar geçmiş ve 1958’de Ras Sadr  köy halkının yaşam biçiminde ciddi bir değişikliğe neden olmuş.



Emirliğin doğu kısmı tarihi bölge olarak kabul ediliyor.  Şehrin en ünlü turistik yerleri şunlar: Al-Ain Müzesi, Jebel Hafeet Dağı, Hale Parkı, büyük bir hayvanat bahçesi, Ayn Fayyad Parkı ve Ulusal Üniversite.


Düzenli ve temiz yolları ile hafif esintili havasıyla harika bir hafta geçirdik. İlk otelimizde 3 gece kaldıktan sonra başka bir bölge de olan ikinci otele geçtik. İlk üç gün boyunca hergün neredeyse 20 bin adım attık ve çokta yorulduk. Bundan sonra ki  günlerimiz bol denizli ve yine gezmeli oldu. Diğer dört gün yakında...


24 Ocak 2018 Çarşamba

Bir Yazarın İlk Kitabı ; Taşralı

                       Challenge etkinliğinin ilk maddesini yazdım bugün. Bir yazarın ilk kitabı. Yalnız bunu ben şöyle anladım. Yazarın okuduğumuz ilk kitabı. Buna dayanarak yazdım ben de.
                       Nurettin Topçu'nun sözlerine rastlıyordum instagramda uzun süredir. Oldukça aklı başında, etkileyici sözlere karşı kayıtsız kalamadım ve şimdiye kadar hiç okumadığım bu yazarın bir kaç kitabını aldım. İlk elime geçen '' Taşralı''. Okumaya başladığımda bunun hikaye kitabı olduğunu anladım.
Kitabı anlatmadan önce Nurettin Topçu hakkında birşeyler yazmak istiyorum. Çünkü ilk kitabını okumaya başladığım yazarlar hakkında kapsamlı bilgi edinmek gibi bir huyum var. Nurettin Topçu  66 yıllık yaşamı boyunca eğitimden ekonomiye, dinden ülke sorunlarına tahlilci bakış açısıyla birçok yazı yazmış. Avrupa'ya tahsile giden Türkler arasında ahlak üzerinde çalışan ilk öğrenci ve Sorbonne Üniversitesinde felsefe doktorası veren ilk Türk.
                               Özellikle uzun yıllar felsefe okumuş dindar bir aydının görüşlerinin neler olduğunu çok merak ediyordum. Bu yüzden netten bir kaç kitabını alıp hemen başladım.


                          Taşralı kitabının içinde ki hikayeler Anadolunun köylerinde geçen insan ilişkileri. Ne yazık ki iyilerin  karşısına çıkan merhametsiz, içten pazarlıklı insanların hikayeleri genelde. Bir hikaye de her türlü vicdansızlığa maruz kalan bir kadını, diğerinde  idealist bir doktorun arkadaşını hapisten çıkaracak kefalet parasını bulabilmek için kapı kapı dolaşmasını , diğer hikaye de bir tımarhanede delilerin arasında deli olmayan bir adamın durumunu anlatıyor. Bağnaz, mutaassıp insanlar, kendi menfaatlerine her şeyi uydurmak için din dâhil her türlü çareye başvuran ve alet eden köy kurnazları ve mazlumlar. Okudukça 50 li yıllara ait olan bu hikayeler günümüzde de aynı suretini koruyor. Değişen bir şey yok diyerek karamsarlığa kapılıyorsunuz.
                           Son bölümlerde ki hikayeler daha bir dinsel. Murat Hüdavendigar’ın, Yıldırım’ın mezarının başına giderek tüm bu olup bitenleri; insanların hırslarını ve bu hırsa kurban ettikleri vicdanlarını, İslam’ın ayaklar altına alındığını, asırlardır Türk milletinin bayrağını semada dalgalandırdıkları bu dinin yine aynı Türk milleti tarafından nasıl da yok edilme tehlikesiyle baş başa olduğunu şikayet ediyor. Hemen ardından Kuran’dan esinlendiği belli olan bir anlatımla mahşer yerini, hesap gününü tasvir ediyor ve nihayet bir ümit kırıntısını bu son hikâyelerde görebiliyoruz. Yazar hesabını doğru veren, kitabı sağından verilenlerle birlikte haşr olduğu ümidiyle noktalıyor kitabını.
                          Artık üçüncü kitabını bitirmiş durumdayım.Felsefe okumuşluğunuz yoksa tabi ki sizi sıkacak. Ama uzun süreden sonra aradığım derinlikli felsefe tadı onun kitaplarında bulduğum için çok heyecanlıyım. Geçte olsa keşfedip başladım ya, olsun...






19 Ocak 2018 Cuma

Cuma Yazıları


Şükürler olsun bir cumaya daha ulaştık. Nasıl da geçti yine bu hafta birşey anlamadım. Cuma günü gelmişse şükürlerimizi yapabiliriz; ilk başta sağlık, afiyet ve ağız tadımızın yerinde oluşuna, annemler, kardeşim, eşim , dostum herkesin sağlıkla yanlarımızda oluşuna şükretmek istiyorum.
Bu hafta yazdığım yazıdan bilen bilir, annemlere okul sonrası uğrayıp zaman geçirmiştim. İyiki varlar ve onları ziyaret edebiliyorum, insanlar hayattayken değerli olduklarını hissettirmeliyiz, sonradan keşke dememek için gayret sarfediyorum.


Bu hafta içinde sehpamda ki kaktüs sayımı üçledim. Onlar minik bir botanik bahçesi olurken ben çok mutlu oluyorum.


Şükürler olsun ki , birbirimizi anladığımız, sevdiğimiz, değer verdiğimiz, bol bol sohbet ettiğimiz arkadaşlarımız var. Bu hafta doğan iki arkadaşımızın doğumgünlerini kutladık ayrı ayrı. İyi ki varlar ve iyi ki bu ritüellerimiz yıllardır sürüyor. 



Bu hafta iki kitap okudum ve üçüncüye yeni başladım.


İbrahim Tenekeci'nin bir tür gezi kitabı Geldik Sayılır. Göynük, Taraklı, Bursa ve bir çok dağ gezisini öyle güzel anlatmış ki , buraları görmüş olsamda tekrar gidip bir de onun gözünden gezmek istedim. 


Muhtelif Evhamlar Kitabı. Kurgusu, diliyle içimizden birilerini öyle güzel anlatmış ki sayfalar nasıl hızlı hızlı tükendi anlamadım bile. Keşke bitmeseydi dediğim kitaplardan biri oldu.
Ali Lidar'ın Kişisel Edebiyat Atlası şu an elimde olan kitap. Yazar kendi seçimleri olan yazarları ve kitapları hakkında kısa kısa bilgi veriyor bize. 


Örgü olmadan olmaz. Biraz örgü, biraz dergi, biraz çay, işte böyledir benim dinlenme saatlerim. Okuduğum kitap ve dergilerden beğendiğim yerleri not alıyorum son zamanlarda.



Haftanın çoğu oldukça güzel bir hava da geçti. Deniz dümdüz de oldu, dalgalı da. Hava buz gibi olsa da açık, net bir hava vardı. Sevdiğim yerlerde yürüyüş yapıp durdum. Ama dünden itibaren ani düşüş oldu ve kar bile yağdı biz okuldayken. 


                Ama kısa sürdü, kar tutmadı köyde. Sis ve soğuk devamında geldi.




Okulda hafta boyunca bir çok oyunlar oynandı, dersler yapıldı ve birinci dönemin sonuna geldik. Bugün karneler veriliyor. Bir çok öğrenci ve biz tatile çıkıyoruz. Tüm çocuklarımıza şimdiden iyi tatiller dilerim..







Tasarım:Sawako Kuronuma